• Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkan Harbi’ne (1912-1913) girmesinin temel nedenleri

    Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkan Harbi‘ne (1912-1913) girmesinin temel nedenleri, Balkan devletlerinin (Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan ve Karadağ) ortak saldırısı karşısında toprak bütünlüğünü koruma çabası ve bölgedeki Hristiyan halkların milliyetçilik hareketlerini bastırma isteğidir.

    Harbe Giriş Nedenleri

    Milliyetçilik Akımları: 19. yüzyılda bağımsızlıklarını kazanan Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan ve Karadağ, Osmanlı idaresinde kalan topraklardaki (Makedonya ve Trakya başta olmak üzere) etnik akrabalarını “kurtarmak” ve kendi ulusal sınırlarını genişletmek istiyorlardı.

    Osmanlı Zayıflığı: İmparatorluk, Trablusgarp Savaşı‘nda İtalya’ya karşı yaşadığı kayıplar ve Arnavutluk’taki isyanlar nedeniyle zayıf bir görüntü sergiliyordu. Bu durum, Balkan devletlerini harekete geçmeye teşvik etti.

    Balkan Birliği’nin Oluşumu: Rusya’nın teşvikiyle bir araya gelen Balkan ülkeleri (Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan ve Karadağ) Osmanlı İmparatorluğu’na karşı bir ittifak kurdular ve bu ittifak 8 Ekim 1912’de Karadağ’ın savaş ilanıyla fiilen başladı.

    İç Karışıklıklar ve Reform Yetersizliği: Osmanlı hükümeti, Makedonya’daki sorunlara ve Hristiyan nüfusun şikayetlerine çözüm getirecek reformları hayata geçirememişti. Bu durum, Balkan devletlerinin askeri müdahaleyi bir çözüm olarak görmesine yol açtı.

    Harbe Giriş Kararını Kim Verdi?

    Birinci Balkan Harbi, Osmanlı İmparatorluğu’nun bir saldırı planlamasından ziyade, Balkan devletlerinin koordineli saldırısı sonucu imparatorluğun kendisini savunmak zorunda kalmasıyla başladı. Savaş ilanı Karadağ‘dan geldi ve diğer Balkan devletleri hızla takip etti.
    Bu dönemde Osmanlı hükümeti, 1912 yılının Temmuz ayında iktidara gelen ve “Büyük Kabine” olarak da bilinen, İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) karşıtı bir hükümetin (Hürriyet ve İtilaf Fırkası) elindeydi. Sadrazam Kamil Paşa(İngiliz yanlısı, İngiliz Kâmil olarak da bilinirdi) liderliğindeki bu hükümet, savaşın başlamasını engelleyemedi.

    Kâmil Paşa, son sadrazamlık döneminde (Ekim 1912 – Ocak 1913) Hürriyet ve İtilaf Fırkası yanlısı bir hükümet kurmuştur.
    Hürriyet ve İtilaf Fırkası, İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne (İTC) muhalif olan, daha liberal ve adem-i merkeziyetçiliği savunan (yerel yönetimlere yetki verilmesi) bir siyasi gruptu. Kâmil Paşa, İngiliz yanlısı (İngiliz Kâmil olarak da bilinirdi) politikaları ve İttihat ve Terakki karşıtı duruşuyla biliniyordu ve bu partinin önemli bir figürü haline gelmişti. Hükümeti, 1913’teki Bâb-ı Âli Baskını ile İttihat ve Terakki subayları tarafından zorla devrildi.

    Hatta İTC’li subaylar, Kamil Paşa hükümetini savaş öncesinde yaklaşık 100.000 askeri terhis ederek ordunun zayıflamasına neden olmakla suçlamışlardır. Savaşın gidişatı kötüleşince, İttihat ve Terakki Cemiyeti, Babıali Baskını ile yönetimi tamamen ele geçirdi. Fakat askerlikle politikanın, birbiri içine dahil edilmesi neticesinde İttihat ve Terakki Fırkası ile Hürriyet ve İtilaf Fırkası mensubu subay ve generallerin, sırf siyasi görüş farklılıkları sebebiyle birbirine yardımdan yüz çevirmesi, savaşın gidişatını büsbütün kötüleştirdi.

    Özetle, harbe girme kararı spesifik bir kişi tarafından tek bir seferde alınmadı; aksine, Balkan devletlerinin saldırısı karşısında imparatorluğun savunma refleksi olarak gelişti. Savaş sırasında alınan askeri ve siyasi kararlar ise Sadrazam Kamil Paşa hükümeti ve sonrasında yönetimi ele geçiren İttihat ve Terakki liderleri (özellikle Enver Paşa, Talat Paşa ve Cemal Paşa) tarafından verildi. Dönemin padişahı V. Mehmed Reşad olsa da, yürütme gücü ve savaş kararları hükümetin ve askeri liderlerin elindeydi.

    Kaynakca:

    İşte bu dönemin arka planını ve karar vericilerini ele alan ve bu tür bilgilerin elde edildiği eserlerin örnek bir bibliyografyası:

    • Böckh, Katrin: Balkan Savaşları: Savaş, Savaş Vahiyleri, Savaş Kurbanları, osmikon: 1912/13 Balkan Savaşları Üzerine Tematik Dosyalar.
    • Meyer, Alfred: Balkan Savaşı, 1912-13. Güvenilir Kaynaklar Kullanılarak Kültürel-Tarihsel ve Askeri Bir Perspektiften Sunulmuştur, Berlin: Vossische Buchhandlung, 1913-1914.
    • Osmikon: 1912/1913 Balkan Savaşları – Siyasi Bir Giriş, Çevrimiçi Tematik Dosya.
    • Weber, Antje: Balkan Savaşları 1912–1913 ve “Avrupa’da Türkiye”nin Sonu (Doktora Tezi), Eberhard Karls Tübingen Üniversitesi, 2011.

    Kaynaklar ve belgeler:

    • Alman Dijital Kütüphanesi gibi arşivlerde dijital olarak bulunan, Binbaşı Franz Endres’in Balkan Savaşlarına katılımıyla ilgili raporu gibi Osmanlı subaylarının raporları.
    • Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü ve milliyetçiliğin etkilerine dair tarihsel analizler, örneğin Federal Yurttaşlık Eğitimi Ajansı (Bundeszentrale für politische Bildung) kısaca (bpb) web sitesinde veya bilimsel makalelerde bulunanlar.

    Ansiklopedik eserler:

    • Balkan Savaşlarının nedenleri ve sonuçları hakkında genel bilgiler, Britannica ve Birinci Dünya Savaşı Uluslararası Ansiklopedisi gibi referans eserlerde bulunabilir.

    Bu kaynaklar, savaşa yol açan karmaşık siyasi, askeri ve sosyal dinamiklere daha derin bir bakış açısı sunmaktadır.

  • Osmanlı İmparatorluğu döneminde Barzani aşiretinin isyanları ve aşiretin önde gelen liderlerinin yaşadığı sürgün ve idamlar

    Osmanlı İmparatorluğu döneminde Barzani aşiretinin isyanları ve aşiretin önde gelen liderlerinin yaşadığı sürgün ve cezalandırılmalar, özellikle Şeyh Abdüsselam Barzani ve kardeşi Şeyh Ahmed Barzani‘nin faaliyetleri etrafında şekillenmiştir. Mevcut Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin kurucusu Mustafa Barzani‘nin babası ve amcasıdırlar; Mesut Barzani ise Mustafa Barzani‘nin oğludur.

    Barzani Aşireti ve Osmanlı Dönemi İsyanları

    Barzani aşireti, bugünkü Irak Kürdistanı’nın kuzeyindeki Barzan bölgesinde (Musul vilayeti) etkin olan nüfuzlu bir Sünni-Şafii, Nakşibendi şeyh ailesidir. Osmanlı İmparatorluğu’nun merkezi otoritesinin zayıfladığı 19. yüzyıl sonları ve 20. yüzyıl başlarında, aşiret reisleri bölgesel otonomi kazanmak amacıyla çeşitli girişimlerde bulunmuşlardır.

    Şeyh Abdüsselam Barzani’nin İsyanı ve İdamı (1908-1914)

    Osmanlı dönemindeki en önemli Barzani isyanı, II. Meşrutiyet’in ilanından (1908) sonra Şeyh II. Abdüsselam Barzani tarafından başlatılmıştır. Şeyh Abdüsselam, bölgesel nüfuzunu artırmak ve Kürt aşiretlerini birleştirerek özerklik elde etmek amacındaydı.

    • İsyanın Nedenleri: Osmanlı İmparatorluğu’nun zor günlerinden ve bölgedeki istikrarsızlıktan faydalanma arzusu, merkezi yönetimin bölgedeki otoritesini sağlamlaştırma çabaları ve dış güçlerin (İngiltere ve Rusya) kışkırtmaları isyanın başlıca nedenleridir.
    • İsyanın Gelişimi: 1909 yılında önemli bir isyan başlatan Şeyh Abdüsselam, Osmanlı askeri operasyonları karşısında zaman zaman geri çekilse de, faaliyetlerini sürdürdü.
    • Cezalandırılma: 1914 yılında Osmanlı yetkilileri, özellikle Musul Valisi Süleyman Nazif Paşa’nın çabaları sonucu Şeyh Abdüsselam’ı yakaladılar. Musul’da kurulan olağanüstü mahkemede yargılandı ve 14 Aralık 1914‘te “Kürdistan’ın bağımsızlığını istediği” gerekçesiyle idam edildi.

    Bitlis Sürgünü ve Sonrası

    Barzani ailesinin bazı fertleri ve aşiret üyeleri, isyanlar sonrasında Osmanlı Devleti tarafından cezalandırılmış, bir kısmı da Anadolu’nun farklı yerlerine, özellikle de Bitlis‘e ve hatta Uşak gibi daha batı şehirlere sürülmüştür. Bu sürgünler, aşiretin direnişini kırmak ve bölgedeki etkilerini azaltmak amacını taşımaktaydı.

    Şeyh Abdüsselam’ın idamından sonra aşiretin liderliğini kardeşi Şeyh Ahmed Barzani devraldı. Şeyh Ahmed de sonraki yıllarda bölgedeki siyasi faaliyetlere devam etti ve ailesinin siyasi mücadelesini sürdürdü. Aile, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışı ve Irak Krallığı’nın kuruluşu sonrasında da bölgenin en önemli Kürt siyasi aktörlerinden biri olmaya devam etmiştir.

    Kaynakça

    • ARTUÇ, Nevzat. “Osmanlı Devleti’nin Son Dönem Irak Politikasına Bir Örnek: Nazım Paşa’nın Bağdat Valiliği (25 Kasım 1909-15 Mart 1911)”. Belleten, C. LXXIV, S. 271, Yıl: 2010 Aralık, s. 833-870.

    • GİRESUN, Mustafa. Osmanlı Dönemi’nde Şeyh Abdüsselam Barzani ve İsyanları (1908-1914). Kitabevi Yayınları, 2025. (Bu eser, Osmanlı ve İngiliz arşiv belgeleri, hatıratlar ve ikincil literatürden yararlanılarak hazırlanmıştır).

    • KUTSCHERA, Chris. “Barzaniler”. Kürdoloji Akademi.

    • MCDOWALL, David. A Modern History of the Kurds. I.B. Tauris, 2004. (Bu esere atıflar, Şeyh Mahmud Berzenci isyanları ve aşiret yapısı bağlamında kullanılmıştır).
    • PERİNÇEK, Mehmet. Sovyet Devlet Kaynaklarında Kürt İsyanları. Kaynak Yayınları, İstanbul, 2014.
    • TURGUT, Hulusi. Barzani Olayı. (TBMM Kütüphanesi kataloğunda yer alan bir eser [1. dizesi metin içi link]).

    • Vikipedi. Mustafa Barzani ve Mesud Barzani maddeleri. (Ailesi ve siyasi rolleri hakkında temel bilgiler için kullanılmıştır).

    Linkler

    https://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/1644700-barzaninin-ailesine-once-madalya-takmis-ve-ardindan-idam-etmistik

    https://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/1644700-barzaninin-ailesine-once-madalya-takmis-ve-ardindan-idam-etmistik

    https://www.dusuncemektebi.com/d/176811/osmanli-barzani-ailesine-neden-once-madalya-takip-sonra-da-asti

    https://www.rudaw.net/turkish/opinion/18052024

  • Tanzimat döneminden Lozan Barış Antlaşmasına Düyûn-ı Umûmiye

    Osmanlı İmparatorluğu’nda Tanzimat döneminden Düyûn-ı Umûmiye‘nin kuruluşuna uzanan süreç, Batılı devletlere tanınan ticari ayrıcalıkların ve kapitülasyonların yıkıcı etkileriyle şekillenmiştir. Bu süreç, bir zamanlar güçlü olan Osmanlı ekonomisinin çöküşüne ve siyasi bağımsızlığının büyük ölçüde yitirilmesine yol açmıştır.

    Kapitülasyonların Evrimi ve Etkileri

    Kapitülasyonlar, başlangıçta Osmanlı Devleti’nin gücünün zirvesindeyken yabancı devletlerle dostlukları pekiştirmek ve ticareti canlandırmak amacıyla tek taraflı olarak verdiği ticari ve hukuki imtiyazlardı. Ancak 18. yüzyıldan itibaren, özellikle de 1740’ta Fransa’ya verilen kapitülasyonların sürekli hale getirilmesiyle bu durum değişmeye başladı. 19. yüzyıla gelindiğinde ise kapitülasyonlar, Osmanlı’nın aleyhine işleyen, devletin hareket serbestisini felce uğratan bir sisteme dönüştü.

    Tanzimat Dönemi ve Ekonomik Liberalleşme

    1839’da ilan edilen Tanzimat Fermanı, hukuki ve idari reformları beraberinde getirse de, ekonomik alanda Batılı devletlerin çıkarlarına hizmet eden liberal politikaların kapısını araladı. Bu dönemde, özellikle 1838 tarihli Baltalimanı Ticaret Antlaşması gibi anlaşmalarla Batılı tüccarlara verilen ayrıcalıklar daha da genişledi. Bu antlaşmalarla:

    • Gümrük Vergileri: Yabancı tüccarların ödediği gümrük vergileri düşürülürken (içeceklerde %3), yerli tüccarların ödediği vergiler daha yüksek kaldı. Bu durum, Osmanlı pazarını ucuz ve bol miktarda Batı malına açtı.
    • İç Ticaret Tekelleri: Osmanlı tebaasının sahip olduğu geleneksel iç ticaret tekelleri kaldırıldı, bu da yabancı sermayenin iç pazara hakimiyetini kolaylaştırdı.

    Yerli Sanayinin İflası

    Sanayi Devrimi’ni gerçekleştiren Avrupa ülkelerinin fabrikalarında üretilen seri ve ucuz mallar, Osmanlı pazarına kapitülasyonların sağladığı avantajlarla adeta aktı. Bunun sonucunda:

    • İmalathaneler ve Atölyeler: Geleneksel üretim yöntemleriyle çalışan küçük Osmanlı imalathaneleri, atölyeleri ve lonca teşkilatına bağlı zanaatkârlar, Batı menşeli ucuz ürünlerle rekabet edemeyerek birer birer kapandı.
    • İşsizlik ve Dışa Bağımlılık: Yerli sanayinin çöküşü işsizliği artırdı ve Osmanlı ekonomisi, dışarıdan ithal edilen mallara bağımlı hale geldi. İhracat azaldı, ithalat arttı.

    Osmanlı Devleti’nin sanayileşme çabaları (İstanbul’da kurulan fabrikalar gibi) sermaye yetersizliği, kalifiye eleman eksikliği ve en önemlisi kapitülasyonların yarattığı haksız rekabet ortamı nedeniyle başarısız oldu.

    Düyûn-ı Umûmiye’ye Giden Yol

    Ekonomik çöküş, bütçe açıklarını artırdı ve devletin dış borçlanmaya yönelmesine neden oldu. İlk dış borçlanma Kırım Savaşı sırasında (1854) İngiltere’den alındı. Takip eden yıllarda, alınan borçlar verimsiz kullanıldı ve yeni borçlarla eski borçlar kapatılmaya çalışıldı, bu da borç sarmalını derinleştirdi.

    Sonunda, Osmanlı Devleti mali yükümlülüklerini yerine getiremez hale gelince, alacaklı Batılı devletler duruma el koydu. 1881 yılında ilan edilen Muharrem Kararnamesi ile Düyûn-ı Umûmiye (Genel Borçlar) İdaresi kuruldu.

    Düyûn-ı Umûmiye İdaresi, Osmanlı İmparatorluğu’nun bazı önemli gelir kaynaklarına (tütün, tuz, alkollü içkiler, posta pulları gibi vergilere) doğrudan el koyarak yabancı memurların denetiminde bu gelirleri topladı. Bu durum, Osmanlı Devleti’nin mali ve ekonomik bağımsızlığını tamamen ortadan kaldırdı ve siyasi bağımsızlığına ağır bir darbe vurdu.

    Sonuç

    Tanzimat döneminde verilen ticari ayrıcalıklar ve kapitülasyonlar, Sanayi Devrimi’nin etkileriyle birleşince Osmanlı ekonomisi için felaketle sonuçlandı. Yerli sanayi çöktü, devlet dışa bağımlı hale geldi ve biriken borçlar Düyûn-ı Umûmiye’nin kurulmasına yol açarak ülkeyi yarı sömürge durumuna düşürdü. Kapitülasyonlar, ancak Lozan Barış Antlaşması ile tamamen kaldırılarak Türkiye’nin tam bağımsızlığına kavuşması sağlandı.

    Kaynakca:

    Bu makale, çok sayıda akademik çalışma ve tarihsel kaynakta sunulan, 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun ekonomik gelişimine dair genel bir tarihsel anlayışa dayanmaktadır. Daha ileri araştırmalar için faydalı olabilecek özel referanslar, genel tarih araştırmalarından alınmış olup çeşitli akademik çalışma ve kitaplarda bulunabilir.

    Konuyu daha ayrıntılı incelemek için aşağıdaki kaynaklara başvurulabilir:

    Akademik makaleler ve çalışmalar

    Genel olarak kapitülasyonlar: Osmanlı İmparatorluğu’nda kapitülasyonların gelişimi ve etkisini ele alan makaleler, TR Dizin veya DergiPark gibi akademik veri tabanlarında bulunabilir ve genellikle ekonomik ve politik etkilerine odaklanır.

    Osmanlı İmparatorluğu’nun Ekonomi Tarihi: Batı Avrupa’daki ekonomik gerileme ve sanayileşmenin Osmanlı ekonomisiyle karşılaştırıldığında oynadığı rol üzerine akademik makaleler akademik dergilerde ve üniversite arşivlerinde mevcuttur.

    Düyûn-ı Umûmiye: Düyûn-ı Umûmiye İdaresi’nin kuruluşu ve etkisi hakkında detaylı çalışmalara genellikle tarih bölümlerinden veya TDV İslâm Ansiklopedisi gibi özel ansiklopedilerden ulaşılabilir.

    Tarih biliminin standart eserleri

    Osmanlı tarihi üzerine kitaplar: Halil İnalcık, Kemal Karpat, Şevket Pamuk ve Eugene Rogan gibi yazarların kapsamlı Osmanlı tarihi anlatıları, bu dönemin ekonomik süreçleri ve reformları hakkında derinlemesine analizler sunar.

    Konuyla ilgili özel literatür: Özellikle “Osmanlı İmparatorluğu’nun Çöküşü” veya “Osmanlı İmparatorluğu’nda Ekonomik Kültür ve Kurumlar” konularını ele alan kitaplardan edinilebilir.

    Çevrimiçi ansiklopediler ve eğitim kaynakları:

    Vikipedi: “Osmanlı İmparatorluğu Kapitülasyonları” veya “Düyûn-ı Umûmiye” gibi makaleler, kapsamlı genel bakışlar ve birincil ve ikincil kaynaklara bağlantılar sunar.

    Atatürk Ansiklopedisi: Bu ansiklopedi, kapitülasyonların Osmanlı ekonomisi üzerindeki etkisi hakkında da bilgi sunmaktadır.

    Bu kaynaklar, ekonomik bağımlılığa ve nihayetinde Osmanlı İmparatorluğu’nda Düyûn-ı Umûmiye’nin kurulmasına yol açan karmaşık ilişkilere dair derinlemesine bilgiler sunmaktadır.

  • Türkiye Cumhuriyeti Döneminde Kürt İsyanları: Tarihleri, Liderleri ve Sonuçları

    Cumhuriyetin ilk yılları, yeni rejim için içerideki otoriteyi sağlamlaştırma mücadelesiyle geçti. Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, geleneksel aşiret yapıları ve dini liderler, Ankara’dan gelen köklü değişikliklere ve reformlara (halifeliğin kaldırılması, medreselerin kapatılması gibi) direnç gösterdi.

    1. Koçgiri İsyanı (1921)

    Bu isyan, Cumhuriyet’in ilanından hemen önce, Kurtuluş Savaşı sırasında gerçekleşti, ancak Cumhuriyet döneminin çatışmalarının habercisi niteliğindeydi.

    Tarihleri: Şubat – Mart 1921
    Liderleri: Alişan Bey, Haydar Bey, Nuri Dersimi.
    Gerekçeleri: Ankara Hükümeti’nin otoritesini tanımama, Kürt bölgelerinde özerklik talebi ve yeni kurulan meclisin (TBMM) bu konudaki tutumuna tepki.
    Bastıranlar: TBMM Hükümeti’ne bağlı Merkez Ordusu Komutanı Sakallı Nurettin Paşa komutasındaki birlikler ve Topal Osman Ağa’nın 42. ve 47. Giresun Alayları.
    Cezalandırılmaları: İsyan kanlı bir şekilde bastırıldı. Lider kadrodan bazıları kaçtı, yakalananlar ise İstiklal Mahkemeleri’nde yargılandı. 

    2. Şeyh Said İsyanı (1925)

    Cumhuriyet tarihinin en büyük ve en kapsamlı Kürt isyanıdır.

    Tarihleri: 13 Şubat – 15 Nisan 1925
    Lideri: Nakşibendi Şeyhi Said Efendi (Palu).
    Gerekçeleri: Halifeliğin kaldırılması, laiklik ilkesinin getirilmesiyle “dinin elden gittiği” propagandası. Aynı zamanda, Kürt Teali Cemiyeti’ne bağlı “Azadi” örgütüyle bağlantılı olarak bağımsız bir Kürdistan devleti kurma amacı da güdülüyordu.
    Bastıranlar: İsyanı bastırmak için Ali Fethi Okyar hükümeti yetersiz kalınca istifa etti, yerine İsmet İnönü başbakan oldu. Hükümet, Takrir-i Sükûn Kanunu‘nu çıkararak olağanüstü yetkiler aldı. Bölgeye gönderilen ordu birlikleri isyanı bastırdı.
    Cezalandırılmaları: Şeyh Said ve 47 isyancı lider, Diyarbakır’da kurulan İstiklal Mahkemesi‘nde yargılandı ve 29 Haziran 1925’te idam edildi. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası da isyanla bağlantılı olduğu gerekçesiyle kapatıldı. 

    3. Ağrı Ayaklanmaları (1926-1930)

    Bir dizi halinde gelişen bu isyanlar, uluslararası boyutu da olan önemli olaylardır.

    Tarihleri: 1926’da başlayıp, ana isyan 1927’de zirve yaptı ve 1930’da bastırıldı.
    Lideri: İhsan Nuri Paşa (Hoybun Cemiyeti’nin askeri kanat lideri).
    Gerekçeleri: Türkiye-İran sınırı üzerindeki statü belirsizliği, Hoybun Cemiyeti’nin bağımsız Kürdistan devleti kurma hedefi ve merkezi yönetimin bölgedeki askeri varlığına tepki.
    Bastıranlar: Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kapsamlı hava destekli operasyonları sonucunda isyan bastırıldı.
    Cezalandırılmaları: Lider İhsan Nuri Paşa İran’a sığındı ve orada sürgünde yaşadı. Yakalanan diğer isyancılar yargılandı. İsyanın bastırılmasıyla bölgedeki aşiret reisleri batı illerine sürgün edildi. 

    4. Dersim İsyanı (1937-1938)

    Cumhuriyet döneminin son büyük çaplı isyanıdır.

    Tarihleri: 1937-1938
    Lideri: Seyit Rıza (Dersim’in aşiret liderlerinden).
    Gerekçeleri: 1934 İskan Kanunu ile devletin Dersim’de (Tunceli) otorite kurma çabası, iskan politikaları, vergi toplama girişimleri ve modern eğitim/yönetim anlayışına karşı geleneksel aşiret yapısının direnci.
    Bastıranlar: Türk Silahlı Kuvvetleri, yoğun askeri operasyonlar, hava bombardımanları ve Zini Gediği Katliamı ile isyanı bastırdı. Operasyonları o dönemin Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak komuta etti, bölgedeki askeri birliklerin başında ise Abdullah Alpdoğan Paşa vardı.
    Cezalandırılmaları: Seyit Rıza ve birçok aşiret lideri, Elazığ’da kurulan askeri mahkemede yargılanarak idam edildi. Bölgeye yönelik kapsamlı bir tenkil (cezalandırma/bastırma) ve iskan politikası uygulandı.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan sonra, merkezi otoritenin tesisi, modernleşme reformları ve ulus-devlet inşası süreçlerine tepki olarak çeşitli Kürt isyanları yaşanmıştır. Bu isyanlar, genellikle dini ve aşiret temelli yapıların modern devlete adaptasyon zorlukları, bağımsızlık arzusu ve dış kışkırtmalar gibi çok boyutlu gerekçelere dayanır. 

    Kaynakca:

    Bu olayları ayrıntılı olarak ele alan başlıca kaynaklar arasında şunlar yer almaktadır:
    Akademik monografiler ve makaleler:

    • McDowall, David: Kürtlerin Modern Tarihi. Bu standart çalışma, Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze Kürt tarihi üzerine en kapsamlı kaynaklardan biri olarak kabul edilmektedir.
    • Özoğlu, Hakan: Kürt Ünlüleri ve Osmanlı Devleti: Değişen Kimlikler, Rekabet Eden Sadakatler ve Değişen Sınırlar. Bu kitap, 19. ve 20. yüzyılın başlarında Kürt elitleri ile Osmanlı merkez devleti arasındaki ilişkiyi analiz etmektedir.
    • Olson, Robert: Kürt Milliyetçiliğinin Ortaya Çıkışı ve Şeyh Said İsyanı, 1880–1925. Bu çalışma, özellikle Şeyh Ubeydullah İsyanı’nı çevreleyen milliyetçiliğin ortaya çıkışına odaklanmaktadır.
    • Klein, Janet: İmparatorluğun Marjları: Osmanlı Aşiret Bölgesindeki Kürt Milisleri. Yazar, Hamidiye Alayları gibi Kürt milislerinin geç Osmanlı İmparatorluğu’ndaki rolünü inceliyor.
    • Celil, Celile: 1880 Kürt Ayaklanması: Şeyh Ubeydullah Nehri. Ubeydullah İsyanı üzerine özel bir çalışma.

    Genel Tarihsel Bağlamlar

    • Martin Strohmeier ve Lale Yalçın-Heckmann: Kürtler: Tarih, Politika, Kültür. Osmanlı dönemi de dahil olmak üzere Kürt tarihine kapsamlı bir giriş.
    • İsmail Küpeli: Türkiye’de Kürt Sorunu: Ulus Devletin Şiddetle Dayatılması Üzerine.

    Bu kaynaklar ise bölgedeki karmaşık dinamiklerin kapsamlı bir resmini çizmek için Osmanlı arşivlerinden, Batılı konsolos ve gezginlerin raporlarından ve yerel Kürt kayıtlarından yararlanıyor. Bu olayların yorumu bakış açısına (Türk-milliyetçi, Kürt-milliyetçi, Batı-tarihsel) göre değişebilmekle birlikte, tarihler, mekanlar ve aktörler hakkındaki temel gerçekler büyük ölçüde belgelenmiştir.

  • Osmanlı İmparatorluğu Döneminde Kürt İsyanları: Tarihleri, Liderleri ve Gerekçeleri

    Osmanlı İmparatorluğu, çok uluslu ve çok dinli bir yapıya sahipti. Kürt beylikleri, Yavuz Sultan Selim döneminde Safevilere karşı ittifak kurarak büyük ölçüde gönüllü olarak Osmanlı hakimiyetine girmişti. Bu düzen, uzun süre barış ve sükunet içinde sürse de, 19. yüzyılda başlayan merkezileşme politikaları ve dış müdahaleler dengeleri değiştirdi.

    İşte bu dönemdeki başlıca ayaklanmaların dökümü:

    1. Bedirhan Bey İsyanı (1840’lar)

    Tarihleri: Yaklaşık 1843-1847
    Lideri: Botan Emiri Bedirhan Bey
    Gerekçeleri:
    Osmanlı İmparatorluğu, 19. yüzyılda gücünü artırmak ve idari yapıyı merkezileştirmek istiyordu. Bu durum, yüzyıllardır bölgede özerk bir yapıya sahip olan yerel Kürt beylerinin nüfuzunu tehdit etmeye başladı. Bedirhan Bey, merkezi yönetimin kendi bölgesindeki hakimiyeti kırma girişimlerine ve Tanzimat Fermanı ile getirilen düzenlemelere karşı çıktı.
    Cezalandırılması:
    Osmanlı ordusu isyanı bastırdı. Bedirhan Bey yakalandı, tutuklandı ve Girit’e sürgün edildi.

    2. Yezdanşer İsyanı (1850’ler)

    Tarihleri: 1854-1855 civarı (Kırım Savaşı dönemi)
    Lideri: Yezdanşer (Bedirhan Bey’in yeğeni)
    Gerekçeleri:
    Bu isyan da büyük ölçüde Bedirhan Bey’in sürgüne gönderilmesinin ardından merkezi otoritenin boşluğundan ve bölgedeki aşiretler üzerindeki kontrolü yeniden tesis etme çabalarından kaynaklandı. Kırım Savaşı’nın yarattığı karışıklık ortamından faydalanma amacı da güdülmüştür.
    Cezalandırılması:
    İsyan, Osmanlı güçleri tarafından bastırıldı ve lideri Yezdanşer de yakalanarak cezalandırıldı.

    3. Şeyh Ubeydullah Nehri İsyanı (1880)

    Tarihleri: 1879-1880
    Lideri: Nakşibendi şeyhi Ubeydullah Nehri
    Gerekçeleri:
    Bu, genellikle Kürt ulusal nitelikli ilk bağımsızlık girişimi olarak kabul edilir. Şeyh Ubeydullah, hem Osmanlı hem de İran devletlerinin zayıflığından faydalanarak “Kürdistan”ı birleştirmeyi ve bağımsız bir yapı kurmayı amaçladı. Aynı zamanda bölgedeki güçlü aşiretlerin köylülere yönelik saldırıları ve devlet otoritesinin yokluğu da isyanın arka planını oluşturuyordu.
    Cezalandırılması:
    İsyan, Osmanlı ve İran’ın ortak çabaları sonucu bastırıldı. Şeyh Ubeydullah yakalanıp önce Musul’a, ardından Mekke’ye sürgün edildi ve orada vefat etti (1883).

    4. I. Dünya Savaşı Dönemi İsyanları (1914 ve sonrası)

    Tarihleri: 1914, 1919-1920 civarı
    Liderleri: Ali Batı (Midyat), çeşitli aşiret reisleri (Dersim, Koçgiri)
    Gerekçeleri:
    I. Dünya Savaşı’nın kargaşası, Osmanlı Devleti’nin zayıflaması ve İtilaf Devletleri’nin bağımsız bir Kürt devleti vaatleri bu dönemdeki huzursuzlukları tetikledi. Dersim’de Ferhatuşağı aşireti gibi yerel ayaklanmalar patlak verdi. Savaş sonrası dönemde Ali Batı olayı ve Koçgiri Ayaklanması gibi olaylar yaşandı.
    Cezalandırılması:
    Bu isyanlar da Osmanlı/Ankara Hükümeti kuvvetleri tarafından askeri harekatlarla bastırıldı, liderleri ve isyancılar cezalandırıldı.


    Bu yazıda, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde yaşanan ve belkide Kürt milliyetçiliğinin oluşumuna zemin hazırlayan başlıca olaylar ve aktörler özetlenmektedir.

    Kaynakca

    Önceki blog yazısı, çok sayıda akademik yayın ve tarih incelemesinde sunulan genel bir tarihsel fikir birliğine dayanmaktadır.

    Bu olayları ayrıntılı olarak ele alan başlıca kaynaklar ve ileri okumalar şunlardır:

    • McDowall, David: Kürtlerin Modern Tarihi. Bu standart çalışma, Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze Kürt tarihi üzerine en kapsamlı kaynaklardan biri olarak kabul edilmektedir.
    • Özoğlu, Hakan: Kürt Ünlüleri ve Osmanlı Devleti: Değişen Kimlikler, Rekabet Eden Sadakatler ve Değişen Sınırlar. Bu kitap, 19. ve 20. yüzyılın başlarında Kürt elitleri ile Osmanlı merkez devleti arasındaki ilişkiyi analiz etmektedir.
    • Olson, Robert: Kürt Milliyetçiliğinin Ortaya Çıkışı ve Şeyh Said İsyanı, 1880–1925. Bu çalışma, özellikle Şeyh Ubeydullah İsyanı çevresinde gelişen milliyetçiliğin ortaya çıkışına odaklanmaktadır.
    • Klein, Janet: İmparatorluğun Marjları: Osmanlı Aşiret Bölgesindeki Kürt Milisleri. Yazar, Hamidiye Alayları gibi Kürt milislerinin geç Osmanlı İmparatorluğu’ndaki rolünü inceliyor.
    • Celil, Celile: 1880 Kürt Ayaklanması: Şeyh Ubeydullah Nehri. Ubeydullah İsyanı üzerine özel bir çalışma.
    • Martin Strohmeier ve Lale Yalçın-Heckmann: Kürtler: Tarih, Politika, Kültür. Osmanlı dönemini de kapsayan Kürt tarihine kapsamlı bir giriş.

    Bu kaynaklar ise bölgedeki karmaşık dinamiklerin kapsamlı bir resmini çizmek için Osmanlı arşivlerinden, Batılı konsolos ve gezginlerin raporlarından ve yerel Kürt kayıtlarından yararlanıyor. Bu olayların yorumu bakış açısına (Osmanlı-merkezci, Kürt-milliyetçi, Batı-tarihsel) göre değişebilmekle birlikte, tarihler, mekanlar ve aktörler hakkındaki temel gerçekler büyük ölçüde belgelenmiştir.

  • İttihat ve Terakki Fırkası: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Uzanan Gölge

    Osmanlı İmparatorluğu‘nun son dönemine damgasını vuran, modern Türkiye Cumhuriyeti‘nin kuruluşunda ise dolaylı ancak güçlü etkileri bulunan İttihat ve Terakki Fırkası (İTF), karmaşık ve tartışmalı bir tarihe sahip siyasi bir harekettir. Mutlak monarşiye karşı doğan bu gizli cemiyet, zamanla imparatorluğun tek hâkimi olmuş, aldığı kararlarla tarihin akışını değiştirmiştir.

    Doğuşu, Lider Kadrosu ve Üyeleri

    İttihat ve Terakki Cemiyeti, Sultan II. Abdülhamid‘in baskıcı rejimine karşı, imparatorluğun çöküşünü engellemek ve anayasal düzeni (Meşrutiyet) yeniden tesis etmek amacıyla 3 Haziran 1889’da İstanbul’daki Askeri Tıp Okulu öğrencilerince gizli bir örgüt olarak kuruldu. İlk kurucuları arasında İbrahim Temo, Abdullah Cevdet, İshak Sükuti ve Mehmet Reşit gibi isimler vardı.

    Cemiyet, zamanla Jön Türk (Genç Türkler) hareketi içinde büyüdü ve özellikle Balkanlar’da, Selanik’te güçlendi. Askerî ve sivil bürokratların katılımıyla genişleyen örgütün yönetiminde, sonradan “Üç Paşalar” olarak anılacak olan Talat Paşa, Enver Paşa ve Cemal Paşa etkili oldu. Diğer önemli liderler arasında Ahmet Rıza Bey ve Mustafa Kemal Atatürk de kısa bir süre “Vatan ve Hürriyet” cemiyeti ile İTF’ye katıldı.

    I. ve II. Meşrutiyetle İlişkileri

    İTF’nin temel amacı Meşrutiyet‘i yeniden ilan ettirmekti. Sultan II. Abdülhamid’in istibdat (baskı) yönetimine son vermek isteyen cemiyet, özellikle Rumeli’deki askerî kanadın baskısıyla 1908’de II. Meşrutiyet‘in ilanını sağladı. Bu başarı, onlara büyük bir prestij kazandırdı.

    Ancak İTF’nin iktidara tam hakimiyeti, 1909’daki 31 Mart Vakası’ndan sonra gerçekleşti. Bu isyanı bahane eden İttihatçılar, Hareket Ordusu ile İstanbul’a girerek yönetimi ele geçirdi ve Abdülhamid’i tahttan indirme kararını Meclis’ten geçirdi. Bu tarihten itibaren 1918’e kadar Osmanlı siyasetinin tek belirleyicisi oldular.

    II. Abdülhamid’i Tahttan İndirme Gerekçeleri

    İttihatçıların Sultan II. Abdülhamid’i tahttan indirme gerekçeleri, onu 31 Mart Vakası ile doğrudan ilişkilendirmeleriydi. Kendi iktidarlarına karşı bir tehdit olarak gördükleri padişahın, isyancıları kışkırttığına inandılar. Meclis-i Mebusan’ın kararıyla hal fetvası çıkarılarak, padişahın mutlak otoritesini saray bürokrasisi üzerinden sürdürme çabalarına son verildi.

    Balkan Harbi‘ne Bakış Açıları ve Sonuçları

    İTF’nin iktidarının ilk yılları Balkan Savaşları ile tam bir kaosa sürüklendi (1912-1913). İttihatçılar, başlangıçta Balkan milletleri arasında “Osmanlıcılık” fikriyle birliği sağlamayı umut etse de, Balkan devletlerinin yayılmacı emelleri ve milliyetçilik akımları bu politikayı boşa çıkardı.

    Savaşlardaki ağır yenilgi ve Edirne’nin kaybı, İTF içinde büyük bir krize neden oldu. Bu durum, Enver Paşa önderliğindeki bir grup fedainin 23 Ocak 1913’te Bâb-ı Âli Baskını‘nı düzenleyerek yönetimi tamamen ele geçirmesine yol açtı. Balkan Savaşları’nın sonucunda Osmanlıcılık fikri iflas etti ve Türk milliyetçiliği akımı güç kazandı.

    Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuruluşundaki Etkileri

    İttihat ve Terakki Fırkası, I. Dünya Savaşı’ndaki yenilgiden sonra 1918’de kendini feshetti ve liderleri yurt dışına kaçtı. Ancak İTF’nin mirası, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda önemli rol oynadı.

    Birçok İttihatçı subay ve bürokrat, Anadolu’ya geçerek Millî Mücadele saflarına katıldı. Cumhuriyet’i kuran kadro içinde eski İttihatçıların sayısı oldukça fazlaydı. İTF’nin modernleşme, merkezileşme ve ulus-devlet inşa etme idealleri, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ne taşındı. Fırka, modern Türk siyasi hayatının ve bürokratik geleneğinin temelini oluşturan ilk büyük siyasal örgüt olarak tarihe geçti.

    Kaynakca:

    Bu yazı, çeşitli akademik kaynaklardan derlenen tarihsel gerçeklere ve Osmanlı tarihinin genel tarihsel özetlerine dayanmaktadır. Bilgiler, Jön Türkler ve geç Osmanlı İmparatorluğu tarihi üzerine yazılmış temel çalışmaların bir sentezinden derlenmiştir.

    ilgili akademik çalışma ve kaynaklardan bazıları şunlardır:

    • Ahmad, Feroz. Jön Türkler: Türk Siyasetinde İttihat ve Terakki Cemiyeti, 1908–1914. Oxford University Press, 1969.
    • Lewis, Bernard. Modern Türkiye’nin Doğuşu. Oxford University Press, 1961.
    • Hanioğlu, M. Şükrü. Muhalefetteki Jön Türkler. Oxford University Press, 1995.
    • Hanioğlu, M. Şükrü. Devrime Hazırlık: Jön Türkler, 1902–1908. Oxford University Press, 2001.
    • Ramsaur, Ernest E. The Young Turks: Prelude to the Revolution of 1908. Princeton University Press, 1957.
    • Tunaya, Tarık Zafer. Türkiye’de Siyasal Partiler, cilt 3, İttihat ve Terakki. İletişim Yayınları, 1989.


    Ek bilgiler, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin (İTC) tarihiyle ilgili tarihsel genel bakış makalelerinden ve çevrimiçi ansiklopedilerden alınmıştır.

    Linkler:

    https://www.fikriyat.com/galeri/tarih/abdulhamid-tahttan-neden-ve-kim-tarafindan-indirildi

    https://www.memurlar.net/album/8750/sultan-abdulhamit-in-tahttan-indirilisi.html

    https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1761131

    https://atamdergi.gov.tr/tam-metin/57/tur

    https://www.bisav.org.tr/Bulten/184/1174/balkan_savaslari_ve_turk_kimliginin_insasi

    https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/9821

    https://tr.wikipedia.org/wiki/Vatan_ve_Hürriyet_Cemiyeti

    https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/detay/706/ittihat-ve-Terakki-Cemiyeti-/-Firkasi

  • Tanzimat Fermanı: Bir Modernleşme Hikayesi

    Osmanlı İmparatorluğu, 19. yüzyıla girerken içeride ve dışarıda büyük zorluklarla karşı karşıyaydı. Bu zorluklar, köklü reformların habercisi olan Tanzimat Fermanı‘na zemin hazırladı.

    Tanzimat‘a Zemin Hazırlayan Gelişmeler

    • İç Nedenler:
      • Merkezi otoritenin zayıflaması: Taşrada ayanların güçlenmesi ve isyanlar devleti sarsıyordu.
      • Ekonomik sıkıntılar: Savaşların uzun sürmesi, tımar sisteminin bozulması ve dış borçlanma ekonomiyi çöküşe sürüklüyordu.
      • Azınlık isyanları: Özellikle Balkanlarda milliyetçilik akımlarının etkisiyle bağımsızlık hareketleri yayılıyordu.
    • Dış Nedenler:
      • Avrupa’daki gelişmeler: Fransız İhtilali’nin yaydığı milliyetçilik, özgürlük ve eşitlik fikirleri imparatorluktaki gayrimüslim toplulukları etkiliyordu.
      • Batılı devletlerin baskısı: İngiltere, Fransa ve Rusya gibi büyük güçler, Osmanlı’nın iç işlerine müdahale etmek için azınlık haklarını bir araç olarak kullanıyorlardı.
      • Mısır Meselesi: Kavalalı Mehmet Ali Paşa‘nın isyanı ve dış destek arayışı, Osmanlı’yı Batılı devletlerin himayesine muhtaç bıraktı.

    Tanzimat’ın İlanı

    Bu baskılar ve iç dinamikler sonucunda, 3 Kasım 1839 tarihinde Hariciye Nazırı Mustafa Reşit Paşa tarafından, Sultan Abdülmecid döneminde Gülhane Hatt-ı Hümayunu olarak da bilinen Tanzimat Fermanı ilan edildi. Ferman, padişahın mutlak yetkilerini kanunlar çerçevesinde sınırlamayı hedefleyen anayasacılığın başlangıcı kabul edilir.

    Tanzimat’ın Osmanlı Devleti’ne Etkileri

    Tanzimat, devleti modernleştirme sürecinde hem olumlu (müspet) hem de olumsuz (menfi) sonuçlar doğurdu.

    • Müspet Etkileri:
      • Kanun Önünde Eşitlik: Din, dil, ırk farkı gözetmeksizin tüm tebaanın can, mal ve namus güvenliği devlet garantisi altına alındı.
      • Özel Mülkiyetin Korunması: Müsadere (devletin kişilerin malına el koyması) sistemi kaldırıldı, özel mülkiyet güvence altına alındı.
      • Modern Hukuk: Avrupa tarzı ticaret ve ceza kanunları kabul edilerek modern hukuk kuralları uygulanmaya başladı.
      • Askerlik: Askerlik bir vatan hizmeti olarak yeniden düzenlendi.
    • Menfi Etkileri:
      • Dışa Bağımlılık: Ekonomik sorunlar ve dış borçlanma (özellikle Kırım Savaşı sonrası) arttı ve Düyun-ı Umumiye idaresinin kurulmasına yol açtı, bu da ekonomik bağımsızlığı zedeledi.
      • Toplumsal Gerilim: Eşitlik ilkesi, Müslümanlar arasında mevcut imtiyazlarını kaybetme endişesi yaratırken, gayrimüslimler arasında ise daha fazla hak taleplerine yol açarak gerilimi artırdı.
      • Yetersiz Uygulama: Fermanın getirdiği reformlar taşrada her zaman tam olarak uygulanamadı ve bazıları kağıt üzerinde kaldı.

    Tanzimat Öncesi ve Sonrası Azınlıklar ve İktisat

    • Tanzimat Öncesi:
      • Gayrimüslimler, “millet sistemi” adı verilen bir yapı içinde kendi dini liderleri tarafından yönetilirdi ve devlete cizye vergisi öderlerdi.
      • Kapitülasyonlar sayesinde Batılı devletlerin himayesinde olan azınlıklar, ekonomik açıdan avantajlı konuma gelmişlerdi.
    • Tanzimat Sonrası:
      • Tanzimat ve ardından gelen Islahat Fermanı (1856) ile azınlıklara tam bir eşit vatandaşlık hakkı tanındı.
      • Devlet memuru olma yolu açıldı ve cizye vergisi kaldırılarak askerlik bedeli (bedel-i askeriye) getirildi.
      • Bu yeni haklar, azınlıkların ticari ve ekonomik alandaki etkinliklerini daha da artırmalarını sağladı, ancak aynı zamanda Müslüman ve gayrimüslim tebaa arasındaki sosyo-ekonomik uçurumu belirginleştirdi.

    Tanzimat Fermanı, Osmanlı modernleşmesinin temelini oluşturdu ve imparatorluğun ömrünü uzatma çabasında önemli bir adım oldu, ancak tam anlamıyla bir “Osmanlı milleti” yaratma hedefine ulaşamadı ve beraberinde yeni sorunlar da getirdi.

    Blog yazısında verilen bilgiler ansiklopedik nitelikte genel tarih bilgileridir ve belirli birincil kaynaklara veya akademik makalelere doğrudan atıfta bulunmadan derlenmiştir.

    Ancak, bu konuda derinlemesine bilgi edinmek için başvurabileceğiniz akademik ve güvenilir kaynaklar şunlardır: